| Zulme uğramışların kız kardeşi |
|
Güvercinleri De Vururlar’, yola yıllar önce Ankaralı genç bir kız olarak çıkan Selda’nın bugün hâlâ nasıl aynı ateşi koruduğunu gösteriyor Selda Bağcan, 40 yıla yakın bir süredir egemen kültürün, varolan sistemin kimi zaman aleni bir biçimde, kimi zamansa sinsice bizlere dayattıklarına karşı çıkmakla meşgul. O, kelimenin tam anlamıyla zulme uğramışların, rencide edilmişlerin neredeyse en az onlar kadar yara almış kız kardeşi. Şarkı söylemeye başladığı anda sevinci, üzüntüsü, öfkesi, kızgınlığı soyut melodi hatları olmaktan çıkıp ete kemiğe bürünüyor, elle tutulur, gözle görülür bir hal alıyor sanki. Selda, Türk popüler müzik tarihinin gördüğü, ender gerçek ozan-şarkıcılardan biri. Selda sırtında koskoca bir tarihle yol alıyor. Bu tarihin güneşli, yağmurlu, fırtınalı günleri, tozu-toprağı, benzersiz bir biçimde biraraya gelip onun sesine sinmiş, daha da önemlisi içine işlemiş. Sazla gitar, Anadolu ritimleriyle Batı müziğine ait ritmik yapılar kusursuz bir biçimde yanyana duruyor onun müziğinde. Tüm bunlar gözönünde bulundurulduğunda uzun bir süredir kulağını farklı iklimlerden yükselen seslere kabartmış olan, özellikle Avrupa merkezli müzik endüstrisinin Selda’nın sesini duyduğu anda allak bullak olmuş olması hiç de şaşırtıcı değil. Devletin pasaportuna el koyması gibi bütün engellemelere rağmen 70’lerden itibaren defalarca Avrupa’da konser turnelerine çıkan ve her seferinde büyük bir coşkuyla karşılanan Selda’nın bir albümü 2006 yılında Londra merkezli bir firma olan Finders Keepers tarafından hem plak hem de CD formatında yayınlandı. Sonra (nasıl olsa sürekli elimizin altında, burnumuzun dibinde olduğundan mıdır nedir bilinmez) bizim bir türlü doğru dürüst söyleyemediğimiz şeyleri başkaları bir nefeste bize söyledi: Selda büyük yorumcuydu, kimseye benzemeyen bir ses rengi vardı, ozandı, Türkiye’nin Joan Baez’ıydı. Selda, gördüğünü, hissettiğini korkmadan söylemek gibi bir tavır içinde olduğu için defalarca caydırılmaya çalışılmış olsa da sahibi olduğu Majör Müzik aracılığıyla bir yandan büyük bir değere sahip olan arşivini CD’lere aktarırken diğer yandan üretmeye, söylenmemesi zorunlu kılınmış olanı söylemeye, haykırmaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Güvercinleri De Vururlar, yola uzun yıllar önce Ankaralı genç bir kız olarak çıkan Selda’nın bugün hâlâ nasıl aynı ateşi koruduğunun, yaşlanmak yerine nasıl gün geçtikçe devleştiğinin en iyi örneği olarak kabul edilebilir. Selda’yı Selda yapan, Türk popüler müzik tarihindeki yerini daha da sağlamlaştıran geleneksel olana dört elle sarılması, gücünü ondan almış olmasıdır biraz da. O, türküler aracılığıyla üzerine oturabileceği alternatif bir zemin sunmuştur, popüler müziğe tıpkı yıllar önce Erdem Buri ve Tülay German’ın biraz daha farklı bir yaklaşımla yaptığı gibi. Bu albümün de belkemiğini Sarı Kız, Bir Yetim Türküsü ve Magusa Limanı gibi türküler oluşturuyor. Selda yine altüst ediyor karşısındakini. Özellikle Sarı Kız belki de bu albümle ideal yorumcusuna kavuşuyor. Albümün en güzel sürprizi Selda’nın bir başka dilin, Kürtçe’nin müzikal olarak sağladığı olanaklardan sonuna kadar faydalandığı Hene ve Yara Min E isimli anonim şarkılar. Bu şarkıları dinledikten sonra Selda’nın yapacağı tamamı Kürtçe bir albüm hayalini kurmamak mümkün değil. Bunların yanı sıra albümde yer alan, Selda’nın Behçet Necatigil’in şiirinden bestelediği Sevgilerde isimli şarkı da şimdiden müzisyenin ilerde yayınlanacak olası ‘best of’larının vazgeçilmezi olacağa benziyor. Güvercinleri De Vururlar, Türk popüler müziğinde de istikrarlı, dürüst bir kariyer yapılabileceğinin, ender de olsa bir görüş sahibi olunabileceğinin ve buna rağmen yıllar yıllı ayakta kalınabileceğinin göstergelerinden biri.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
"Güvercinleri de Vururlar" albümü tüm müzik marketlerde
Dünya gözüyle Selda Bağcan yazılarını okumak için